FİLDİŞİ SAHİLİ

23 Temmuz 2015
16:42

Yazar
Fatih Tanrıkulu

Bülten Yazımız

Belgesellerden izleyip kendimce bir fikir edindiğim Afrika’ya 2015 Ramazan ayında gitmek nasip oldu. Gençlik ve Spor Bakanlığının desteklediği Uluslararası Genç Derneği’nin organize ettiği, ‘’Gönüllü Yaşıyoruz Kıtaları Aşıyoruz’’ projesinin 85 gönüllüsünden birisiydim. Bu kapsamda seçilen gönüllüler, çeşitli Afrika ülkelerini ziyaret ederek o ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarının yapısına dair araştırmalar yaptı. Bu vesileyle gittiğim Fildişi Sahilleri benim için çok önemli bilgi, tecrübe ve anılar kazanmamı sağladı. Afrika topraklarında gördüklerim, hayatımda var olan imkânlarımın dışında aslında ulaşamadığım imkânlar için bile şükretmem gerektiğini bana öğretti.

Fildişi Sahilleri Batı Afrika’nın en büyük ekonomisine sahip ve 15 ülkeden oluşan Batı Afrika Birliğinin lokomotif ülkesi konumunda. Batı Afrika Birliği ekonomisinin %40’nı oluşturmasına rağmen ülkedeki refah seviyesi çok düşük. Ticari hayatta Fransızlar ve Lübnanlı Şiiler çok etkili bir konumda neredeyse her sektörde faaliyet göstermekteler.

Proje gereğince 20 kadar sivil toplum kuruluşunu ziyaret ettik. Fildişi Sahilleri adeta bir STK cenneti. Her alanda bir dernek, vakıf veya bir öğrenci kulübü karşınıza çıkıyor. Bu STK’lardan en etkilisi 1975 yılında kurulan Fildişi Sahilleri Müslüman Üniversite ve Lise Öğrencileri Derneği Fransızca kısaltması AEEMCİ. Toplamda 60 bin üyesi olan bu dernek özellikle eğitim alanında ülkedeki Müslümanların bilinçlenmesi için önemli çalışmalar yapıyor. Çok kısıtlı olan bütçelerine rağmen ülkenin her şehrinde merkezleri bulunuyor ve hatta bu teşkilatları mahallelere kadar yaymak istiyorlar. Ülkedeki en fazla kitleye hitap eden STK olmasına ve birçok çalışma yapmasına rağmen bir tane ücretli çalışan personel haricinde tüm yönetim kurulu kadrosu gönüllü olarak çalışmalarına devam ediyor.

Ülkedeki bir diğer önemli kurum ise Yüksek İmamlar Konseyi Fildişi Sahilleri’nde yaşayan Müslüman din görevlileri bu derneğe bağlı gerçekleştirdiğimiz ziyarette Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İmam Davud bize konseyin yapısından ve çalışmalarından bahsetti. Konuşmasını tamamlarken söylediği söz ise bizi çok etkiledi. Türkiye’nin son zamanlarda yaptığı Afrika atılımından duyduğu memnuniyeti dile getirdikten sonra ‘’Avrupalılar televizyonda, internette, yazılı ve görsel medyada size sürekli Afrika’ya gitmeyin orada savaş var, hastalık var diyor peki ya onların ne işi var Afrika’da?’’ şeklindeki sözleri aslında Dünyanın lider ülkelerinin Afrika politikasını açıklar nitelikte idi.

Gerçekten İmam Davud’un söylediği gibi Afrika’da hala misyonerlik çalışmaları devam ediyor. Fakir bir Afrika görmeyi bekliyordum ancak benim Afrika’da gördüğüm tek şey giderek fakirleşen insanlığımız oldu. Öyle ki yemek bulamayan insanlar, büyük kakao tarlalarında günde bir yarım ekmeğe çalıştırılan çocuk işçiler, hastanede ilaç bulamayan tedavi göremeyen insanlar. Hepsi bu kıtanın doğal yaşantısı olmuş durumda. Bunun yanında insanların mağduriyetlerini kullanarak misyonerlik çalışması yapanlar. Hepsi Afrika’nın kaderi.

Son olarak, tüm dünya Afrika’da ve ne yazık ki orayı daha fazla sömürmek için oradalar. Mesela fakir bir mahallede İsviçreli kadın bir doktorun açtığı hastaneden uçsuz bucaksız tarım arazilerini işleten Fransız’a kadar kendini gelişmiş sayan herkes. Bu ziyaret bana bir kez daha gösterdi ki Müslümanlar olarak farklılarımıza, tartışmalarımıza belki de kavgalarımıza rağmen bir şekilde aynı safta toplanmalıyız her ne olursa olsun. Zengin iftar sofralarımızdan, pahalı telefonlarımızdan, lüksümüzden, eğlenerek geçirdiğimiz boş vakitlerimizden feragat etmeli; birlikte olmalı, istişare etmeli, barışmalı ve çok düşünüp çok çalışmalıyız. Çünkü bunları Müslüman Hasan, Hüseyin, Ayşe, Ali yapmadığı zaman İsviçreli Andress, Fransız Nicole, Alman Gunter yapacak ve ne yazık ki bizim çocuklarımız da Afrika’dan döndüklerinde bizimle aynı hissiyata sahip olacaklar.

Kısa Kısa Fildişi Sahilleri

Kasım 2010’da yapılan başkanlık seçimini kazanan Allassane Ouattara ülkenin ilk Müslüman Başkanı oldu.

2010 yılında gerçekleşen seçimlerin sonucunda başkanlık koltuğunu kaybeden Laurent Gbagbo görevi yeni başkana devretmedi ve ülke kısa süreli bir iç savaş yaşadı.

Ülkedeki fillerden dolayı Avrupalılar tarafından Fildişi Sahilleri adını almıştır ancak kaçak avlanma nedeniyle ülkede 10 tane fil kalmış ve şimdi bu filler devlet güvencesi altındadır.

Ülkenin ilk devlet Başkanı Félix Houphouët-Boigny doğduğu şehir olan Yamoussoukro Vatikan’dan da aldığı destekle dünyanın en büyük bazilikasını inşa ettirmiştir.

Ülke kanunlarına göre kilise yapılan bir yerin karşısına veya yakınına bir de cami yapılmak zorunda.

Ülke para birimi olarak Batı Afrika Frangı kullanıyor.

En büyük şehir Abidjan olmasına rağmen ülkenin başkenti Yamoussoukro’dur.