GANA

23 Temmuz 2015
16:37

Yazar
Ebubekir Muhammed Deniz

Bülten Yazımız

2015 yılı Ramazan ayında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) destekli,  Uluslararası Genç Derneği (UGED), İGEDER ve HÜNER derneklerinin işbirliğiyle hazırlanan “Gönüllü Yaşıyoruz Kıtalar Aşıyoruz” projesi kapsamında 19 gün boyunca Gana’da kültür, eğitim ve yardım faaliyetlerine katıldık. Program için İSAR öğrencilerine kontenjan ayırılmıştı biz de o kontenjandan yararlandık.

Doğu Afrika’nın en güvenli ülkelerinden birisi olan Gana, altın madenleri ile meşhur bir ülkedir. Bu özelliğinden dolayı Coğrafi keşiflerden hemen ardından Portekiz, Hollanda , Almanya ve İngiltere gibi devletlerin sömürge politikalarında önemli hedef noktalarından birisi olmuştur. Ülkede etkin olan devletler köle ve altın ticaretini tabiri caizse ülkenin damarlarını kuruturcasına gerçekleştirmişler. Her ne kadar, halen ayakta olan köle kaleleri bu tarihi tüm çıplaklığı ile gösterse de köle kalelerinde görev yapan tur rehberinden, Gana’nın bir köyünde yaşayan köylüye kadar herkesin Batılı güçlere hayranlık duyduğunu görmek gerçekten acı vericidir. Herkesin dindar olup, sürekli sohbet, vaaz dinleyip hayatın temel ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmadıkları Hristiyanlık ile sömürülmüş bir ülkedir Gana. Ne yazık ki Müslümanların da böyle bir tembellik ile yaşadığını görmek üzücü.

Gana’da faaliyetler çerçevesinde Anemist dinlerin yaşandığı henüz beyaz Müslüman görmemiş hatta Müslüman görmemiş bölgelere gittik ve buralara yardım dağıtarak insanların kalbi İslam’a ısındırmaya çalıştık. Üç haftalık süre zarfında yüzden fazla insanın Müslüman olduğunu görmek herkes için büyük mutluluk oldu. Elektriksiz, sağlıksız, çoğu zaman susuz yaşanan bölgelerde Kiliselerin bu ihtiyaçları karşılayarak insanları nasıl Hristiyanlaştırdığını görme imkanımız oldu. Buna karşın özellikle genç insanlardaki İslam’a yönelme ve atalarının dininden hızla uzaklaşma tüm Müslümanlar için sevindirici ve umut verici olmuştur.

Sonuç olarak Gana’da bulunmak kitaplarda okuduğumuz tarihle, sosyal gerçekliklerle ve ‘ümmet’ ile yüzleşmek oldu bizler için. Hayatımın en zor (temel ihtiyaçların karşılanması açısından) ve en güzel dönemini geçirdiğime inanıyorum. Allah nasip etsin bir kere daha Afrika’ya gideyim diye dua ediyorum.